Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

                                                                                                                           
     

 

 

 

ORTADOĞU’DA ARAP DAVASINA KARŞI EMPERYALİST KOMPLOLARI

 

(...) Herkes Irak halkını ilerici Arap zincirinin en güçlü halkası olarak bildiği halde bu halka çökmüş, böylelikle İran-Irak şeridinde Ksinger başarıya ulaşmıştır.

(...) Iraklı yöneticiler iktidardan düşecekleri korkusuyla İran’a, dolayısıyle emperyalizme büyük ödün vererek Arap davasını kundaklamıştır.

Bugün Ortadoğu’da çetin bir mücadele verilmektedir. Emperyalizmin bu bölgedeki siyaseti Araplararası dayanışmayı kırmak temeli üzerine kurulmuştur. Şimdiye kadar Arap uyanışını kırmak ve törpülemek için baskıya, cebire ve zora başvurulurdu. Ve zor konusunda da şimdiye dek Arap uyanışının kırılması için emperyalizm komando olarak İsrail’i kullanmıştır. Arap halkları çeşitli defalar İsrail’e karşı yenilmişlerdir. Bu yenilgiler Arap halklarında derin ve büyük bir aşağılık duygusu yarattığı gibi gene İsrail’e karşı sınırsız bir öfke ve nefret de yaratmıştır. Nihayet bu aşağılık duygusu ve İsrail’e karşı duyulan bu sonsuz kin ve nefret semeresini vermiş ve Arap halkı derin bir coşku ve heyecanla şahlanmış ve herkesin bildiği gibi ekim savaşıyla emperyalizme ve onun Ortadoğu’daki jandarması şımarık İsrail’e ağır kayıplar verdirerek emperyalizmin yarattığı İsrail efsanesine son vermiştir. Bu dersten sonra emperyalizmin etekleri tutuşmuş ve ne yapacağını bilmez bir duruma gelmiştir. Emperyalizm bu şaşkınlıkla tarafların Cenevre Barış konferansında bir masa etrafında oturmalarına ve bu konferansa Sovyetler Birliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin katılmasına da göz yummuştur. Fakat Amerikan emperyalistlerinin bu şaşkınlığı ortadan kalkınca, tekrar yeni manevralar, yeni komplolarla Ortadoğu sahnesinde görünmeye başlamıştır. Amerikan eski zor kullanma taktiğinden vazgeçmemekle birlikte yeni taktikler de öne çıkarmıştır. Sürekli birbiçimde yeni birsavaşta ikinci bir petrol ambargosuna gidildiği taktirde petrol üreten ülkeleri işgal edeceğini tekrarlamakla birlikte Arap dayanışmasının ve Arap halkının şahlanan gücünün ne menem bir çetin ceviz olduğunu da görmüş ve bunu daima gözönüne alma zorunluğuna inanmış görünmektedir. Bu yüzden bu sefer kötekten ziyade ikna yoluna başvurduğu gözden kaçmamaktadır. Günümüzde Ortadoğu’daki anti-Arap mihraklar şunlardır: İsrail, İran ve gerici Arap yönetimleri. Yukarıda dedik ki Arap halkı şahlanması ve bunun baskısıyla tutucu Arap yönetimlerinin liderlerinin ilerici Arap yönetimlerinin liderleriyle birleşmek mecburiyetinde kalmaları ve Arap yakınçağ tarihinin en parlak zaferi olan petrol ambargosu, Arap gücü aniden ortaya koymuş ve bunu bütün dünyaya da göstermiştir. İşte bu hususlar emperyalizmin özellikle Amerikan emperyalizminin gözünden kaçmamış ve savaştan ziyade müzakareye ağırlık verilmiş ve bunun üzerine Kissinger’in Ortadoğu turlarıbaşlamıştır. Ve Arap zincirinin zayıf halkası olarak Mısır’ı seçmiştir. Mısır Arap aleminin lideridir ve Arap halkının büyük önderi Nasır’ın ülkesidir. Bu yüzden Başkan Sedat, ihtiyatı elden bırakmamaya çalışmıştır. Tabi bundan Arap ilerici kamouyunun da büyük etkisi vardır. Aynı zamanda anlaşıldığına göre İsrail de biraz sekter davranmıştır. bu yüzden sihirbaz Kissinger pek muvaffak olamamıştır. Gerçi İsrail Mısır şeridinde muvaffak olmamış ama gizli diplomasiye başvurarak ve bilmem Avrupa’nın hangi dağ şehrinde dinlenmekte olan İran Şahı’nı ziyaret ederek ve irtibatı sıklaştırarak nihayet hiç kimsenin beklemediği bir yeniden Arap zincirini kırmıştır. Herkes Irak halkasını ilerici Arap zincirinin en güçlü halkası olarak bildiği halde bu halka çökmüş; böylelikle İran-Irak şeridinde Kissinger başarıya ulaşmıştır. Tabi bu başarıda başkan Sedat ve başkan Bumedyen’in çabaları küçümsenmemelidir. Böylece daha manevralı ve suplesli davranan başkan Sedat’a eski dille “numune-i imtisal” doğmuş bulunmaktadır...

Ne yazık ki istikbal ilerici Arap cephesi için hiç de iyi görünmemektedir. Laf kalabalağı Irak bertaraf edildiğine göre en ilerici Arap güçleri şimdilik Suriye ve Filistin kurtuluş örgütü olarak görünmektedir. Bazı haberlere göre Kissinger gene Ortadoğu turlarına başlayacaktır. Emperyalizmin ve siyonizmin tek hedefi Suriye’yi çökertmektir. O çökerse Filistin kurtuluş örgütü koldan kanattan yoksun kalır ve en az beş-on yıllık Arap gerilemesi başlar. Iraklı yöneticileri iktidardan düşecekleri korkusuyla İran’a dolayısıyle emperyalizme büyük ödün vererek Arap davasını kundaklamıştır. Ama acaba bu tutum onların iktidardan düşmelerine engel olabilecek midir? Suriye düşerse tabi nisbeten uzun bir zaman için bu iktidarı garantilemiş olurlar. Ama Suriye düşmedikçe ve özellikle Arap zincirinin Mısır halkası koparılmadıkça Irak yöneticilerinin işi güç olacaktır. Başkan Sedat desteklese de işleri güç olacaktır. Ama Mısır halkası da Irak halkası gibi koparsa, Orta doğu’da, durum çok karanlık olur.

11 Nisan 1975, Sayı 3514