Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

     

                                                                                                                       

 

UMUMİ DURUM

Edip OSMANOĞLU

 

Türkiye 1945’ten beri bir demokrasi denemesine girişmiş bulunuyor. Memleketimizde sermaye terakkümü yeteri kadar teşekkül etmiş değildir. Geri kalmış memleketler dıramı bu noktada toplanmaktadır. Bilindiği gibi batı kapitalist sistemlerde, sermaye terakkümü laikiyle teşekkül ettikten sonra demokratik rejim teessüs ederek işlemeye başlamıştır. Geri kalmış memleketlerde bu vetire ters bir mahiyet arz eder görünüyor. Batıda demokratik rejim ekonomik gelişmenin bir fonksiyonu olarak gözüktüğü halde geri kalmış memleketlerde hareket noktası yahut değişken demokratik rejim, fonksiyon da adeta ekonomik sistem olarak belirlemektedir. Bu yüzden şekil ve muhteva çatışmaları vuku bulmaktadır. Gelişmiş kapitalist memleketlerdeki müterakkim ekonomik sistemin kalıpları olan siyasi ve hukuki müeesseseler geri kalmış memleketlere aktarılınca bu kalıplar geri kalmış memleketler ekonomisine tabir caizse bol gelmekte dolayısıyla intibaksızlık görülmektedir.

Bu intibaksızlık devrinde bir zaman rejim adeta demagoklar rejimi hüviyetini ihraz etmekte daha sonraki gelişmelerde ise halklar siyasi şuur kazandıkça idareci zümreler hürriyet tahditlerine doğru kaymaktadırlar. Böylece batının başlangıçta başvurduğu hürriyetleri tahdit hareketlerine geri kalmış ülkelerde sonradan başvurulmakta dolayısıyle halklar bir zaman için siyasi hürriyetlerden mahrum bırakılmaktadırlar. Çoğu ülkelerde idarecilerle halk tabakaları arasına orta tabakanın bir kanadını teşkil eden organize kuvvet olan ordu girmektedir.

Bu vaziyetlerde uç-sağdan uç-sola kadar zikzaklar müşahede edilmektedir. Demagoji devrinden sonraki devrede -halkların siyasi şuur iktisap ettikleri devre- halklar sosyal taleplerde bulunmakta, idareci zümreler ise demagoji devrinin hasreti içinde tekrar o devreyi geri getirmek için giriştikleri bütün manevraların neticesiz kalması karşısında tehevvüre kapılarak -asker- e gizlice göz kırpmaktadır. Halklar da bir türlü tahükkük etmeyen sosyal talep tahassürlerinin infiali içinde o da gizliden gizliye - asker- e göz kırpmaktadır. Orta tabakanın en hassas en romantik en gururlu ve en ırkçı kanadı olan ordu iki hasım arasında ezilmek korkusuyla bu kaşgöz kırpmalarını fırsat bilerek müdahaleye girişmekte ve geri kalmış memleketlerde seyri ve sonu malüm neticeler meydana getirmektedir.

Türkiye idarecilerinin, bundan böyle olsun basiret yolunu seçerek demokratik rejimin yerleşip yaşamasına samimiyetle gayret göstermelerini temenni etmekten başka elden ne gelir?

 

Dicle-Fırat

Yıl 1, Sayı 5

1 Şubat 1963

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 © COPYRIGHT 2004 Enwer Karahan