Başkanlık Divanına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     



 

Edip Karahan için birkaç söz

      Dr. Tarık Ziya Ekinci

 

Edip Karahan’ı özgün kişiliği, cesareti ve atak girişimleriyle dikkat çeken bir Kürt yurtseveri olarak tanıdım. Kısa yaşamı içinde Kürt hak ve özgürlükleri için yaptığı siyasal ve kültürel etkinliklerin büyük çoğunluğu, uzun süre öğrencilik yıllarında, İstanbul’da gerçekleşmiştir.

Edip Karahan siyasal çalışmaları için rasyonel bir yöntem ararken Türkiye komünist hareketiyle ilişki kuran ilk Kürt aydınlarındandır. Çağdaşlarının aksine Kürtlerin hak ve özgürlükleri için sol bir cizgide mücadele etmiştir. Kürt sorunu için çıkardığı dergilerde ve yazdığı yazılarda her zaman sol bakış açısı egemen olmuştur.

Bir süre Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul il örgütünde çalışmış olmasına karşın, genelde,Kürt halkının ekonomik, sosyal ve demokratik hakları için bağımsız bir solcu olarak mücadele etmiştir. Kürt sorununu kend itarihsel konteksi için bağımsız bir harektet olarak algılamış ve başka bir siyasete bağımlı kılınmasına karşı çıkmıştır.

Siyasal ve kültürel çalışmalarını ağırlıklı olarak İstanbul’da sürdürmesine karşılık Kürt illeriyle de ilişkilerini sürdürmeyi ihmal etmiyordu. Sık, sık Derik’e gider, Diyarbakır, Mardin ve Urfa’nın merkez ve ilçelerinde geziler yapar, yörenin Kürt aydınlarıyla ilişkilerini canlı tutardı.

Akıldışı vaazlarla hurafeler yayan ve halkı meskenete sürükleyen din adamlarına karşı son derece tahammülsüzdü. Bulunduğu meclislerde bu tür konuşmacılara sert tepki gösterir ve onları sustururdu. Bu çevrelerde Edip Karahan sert ve hoşgörüsüz olarak tanınırdı.

 

Nasıl tanıştık?

 

Edip Karahan’la farklı kuşaklardan olduğumuz için uzun yıllar karşılaşmamız mümkün olmadı. Kendisini hep uzaktan izledim. Ancak 1970’te Diyarbakır DDKO’daki toplantılarda karşılaşarak tanıştık. DDKO’nun üyesi olmadığı halde haftalık sohbet toplantılarına düzenli olarak katılır ve tartışmalarda söz alarak düşüncelerini açıklardı.

Oyıllarda sosyalistler arasında beliren düşünce ayrılığı nedeniyle bir kamplaşma başlamıştı. TİP yandaşlarının benimsediği “sosyalist devrim tezini savunanlarla, daha çok sol eğilimli öğrenciler arasında hüküm süren “milli demokratik devrim” tezini savunanlar arasında uzlaşmaz bir çelişki vardı. Her iki taraf da kendi tezlerinin doğruluğunda ısrarlıydı ve karşıt düşünceyi mahkum ettikleri için de çelişki düşmanlık haline gelmişti. TİP’liler MDD’cileri gerçekçilikten uzak fanatikler olarak değerlendiriyor, onlar da TİP’i ve yandaşlarını uzlaşmacılıkla suçluyorlardı. MDD’ciler ayrıca TİP’e ve TİP’lilere fiziki saldırılarda bulunmayı da devrimci bir tavır olarak benimsemişlerdi. Bu iki grubun Kürt sorununa yaklaşımları da farklıydı. TİP’liler Kürtlerin ulusal demokratik ve ekonomik haklarını genel demokrasi perspektifi içinde savunuyor, Doğu Miting’lerini ve benzeri halk hareketlerini örgütleyerek demokrasi mücadelesinin yığınsallık kazanması için çaba gösteriyorlardı. MDD’ciler ise radikal söylemlere karşın, Kürt sorununu ütopik bir siyasal devrime endeksledikleri için, tezleri halktan kopuk soyut bir kavram olarak kalıyordu. Bu nedenle sol eğilimli Kürt aydınları ve gençliği genellikle TİP’e yakın duruyor ve sosyalist devrim tezini benimsiyorlardı. Edip Karahan’ın bu iki çizgi arasında açık bir tercih yaptığı belli değildi. Ancak sosyalist devrim tezini benimseyen çoğunluğa yakın durmayı yeğlemiş görünüyordu. Teorik planda ise, daha önce birlikte olduğu radikal sol grubun düşüncelerine yakın olduğu izlenimi alınmaktaydı. Sözcüklerimizin Kürt sorunu, demokrasi ve toplumsal ilerleme konusundaki açıklamalarına yaptığı itirazlar ve getirdiği eleştiriler farklı bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyordu.

 

Edip Karahan’ın Lider ve Devrim Anlayışı

 

Irak’ta Kürt lideri Mastafa Barzani ile Baas lideri ve devlet başkanı Hasan El Bekr arasında yapılan 11 Mart 1970 tarihli andlaşma, Türkiye Kürtleri arasında sevinçle karşılanmış ve güney Kürtlerinin ulusal demokratik haklarına kavuşacağı umudunu yaratmıştı. Bizler bu andlaşmanın, Kürtlerde başka, Irak’ın diğer halklarına da barış, demokrasi ve özgürlük getireceğine inanıyorduk. Bu düşüncelerle Ankara’da yayımlanan haftalık Forum dergisine 11 Mart 1970 andlaşmasının sağlayacağı kazanımlar konusunda bir değerlendirme yazısı yazdım. Bu yazıda anılan andlaşmanın Kürt halkına özerklik sağlamakla birlikte, Irak halkına da barış, özgürlük ve demokrasi getireceği belirtilmişti. Kürtlerin canı ve kanı pahasına on yıllarla süren bir mücadele sonunda sağladıkları bu hakların korunması ve geliştirilmesinin yalnız Kürtlere değil tüm Iraklılara düşen demokratik bir görev olduğu vurgulanmıştı.

Edip Karahan bu yazıyı fırsat bilerek Irak Kürt Hareketi’nin liderliğini konu alan bir metin hazırlayarak yayınladı. “Mareşal Mustafa Barzani” başlıklı bu yazı, iki büyük sayfadan oluşan tek yapraklı, süresiz bir gazete biçiminde Diyarbakır’da bastırılarak dağıtıldı. Ayrıca, Kürt sorununa ilgi duyan diğer illerdeki kişi ve kuruluşlara da posta ile gönderilmişti. Edip Karahan bu metinde Irak Kürt lideri Mustafa Barzani’ye övgüler dizerek 11 Mart andlaşmasıyla Kürtlere verilen hakların tümüyle onun kişisel eseri olduğunu anlatmaktaydı. Irak Kürtlerinin yıllarca süren mücadelesi, döktüğü kanlar, yaşadığı acılar ve yaptığı fedakarlıklar yok sayılıyor, her şey lidere mal ediliyordu. Siyasal bir mücadelede liderin belirleyici tek güç olduğu yaklaşımını öne çıkaran bu anlayış Edip karahan’ın düşünce yapısını ortaya koyan önemli bir göstergeydi. Onun Diyarbakır DDKO’da belirginleşmeyen sol siyaset anlayışı da bu belge ile açıklık kazanıyordu. “Mareşal Mustafa Barzani” yazısı, Edip Karahan’ın radikal sol görüşlü bir milliyetçi olduğunu ve beklediği büyük devrimin ancak karizmatik bir liderle gerçekleşebileceğine inandığını kanıtlayan bir belgedir.

Edip Karahan’ın, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesinde yargılama konusu da yapılan “Mareşal Mustafa Barzani” başlıklı yazısı onun düşünce yapısını ve siyasal eğilimlerini sergileyen bir belge olduğu için bulunarak biografisi içinde yayımlanması yararlı bir hizmet olur.

Bu belgenin yansıttığı gerçekler Edip Karahan’ın sosyal davranışlarında da görülüyordu. Edip Karahan İnsan ilişkilerinde bir lider ayrıcalığı ile davranmaya özen gösterirdi. Türkiye Kürtlerinin liderliğine talip olduğu izlenimini vermeye çalaşıyordu. Bağımsız mücadele etmesinin bir nedeni de onun liderlik sevdasıydı.

 

Edip Karahan’la Cezaevi Yılları

 

Edip Karahan’la yakın birlikteliğimiz 12 Mart döneminin cezaevi yıllarına rastlar.

12 Mart darbesinden sona İstanbul, Ankara ve Diyarbakır DDKO yöneticileriyle, Doğu ve Güneydoğu illerinde oturan Kürt yurtseverlerinin tümü Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığının emriyle önce gözaltına alınmış ve sonra da tutuklanmışlardı. Aramızda, işçi, öğrenci, öğrtemen, avukat vb. çeşitli mesleklerden Türk kökenli devrimci, ilerici ve demokrat aydınlar da vardı. Bu çok kapsamlı tutuklama furyası içinde Edip Karahan da ilk günlerde gözaltına alınmış ve bizlerle birlikte tutuklanmıştı. Bu tutuklamaların hiçbir somut dayanağı yoktu. Bu nedenle suçlayıcı kanıtların yaratılarak hakkımızda davalar açılması uzun zaman aldı. Savcılar, gece gündüz demeden çalışıyor, yalancı şahitler buluyor,dernek binalarına ve evlerimize suç belgeleri konularak tutanaklar hazırlanıyor ve suç kanıtları sağlanarak hakkımızda davalar açılıyordu. Bu çalışmalar zaman aldığından, kapatıldığımız askeri kışlada altı aydan fazla yargısız bir bekleme dönemi geçirdik. Edip Karahan’ın dünya görüşünü, insana bakışını ve sosyal davranışlarını bu süre içinde yakından tanıma imkanı buldum. Egosantrik bir yapısı vardı. Her konuda ve her olayda öne çıkmayı bir alışkanlık olarak sürdürüyordu. Bu davranış biçimi, inisiyatif kullanmanın liderlik için zorunlu olduğu inancından geliyordu.

Edip Karahan tutuklularla askeri tutukevi yöneticileri arasındaki ihtilafları çözmede gönüllü öncülük yapıyordu. Tutuklanmadan önce işkence gören sanıkların durumlarıyla ilgileniyor ve hak aramalarında yardımcı oluyordu.

Hepimiz için maddi ve manevi bir işkenceye dönüşen, yargılamanın gecikmesi karşısında başlatılan protesto ve toplu şikayet girişimlerinde Edip şikayet komitesine severek yardım ediyordu. Hazırladığımız şikayet dilekçelerini tutukluların tümüne imzalatma görevini gönüllü olarak üstlenmişti. Bu çabalarıyla Edip Karahan cezaevinde fiili başkan olmuştu. Daha sona yapılan oylamada da başkan seçilmiş ve tahliye oluncaya kadar başkanlık yapmıştı.

Edip Karahan da bizler gibi sahte kanıtlarla yargılandı. Aslı olmayan düzmece raporlara dayanılarak Diyarbakır DDKO davasından TCK’nin 141/1 maddesiyle 8 yıla mahkum oldu. 1974’te çıkarılan genel af yasası ile tahliye edildi.

 

CHP’de Siyaset Denemesi

 

Edip Karahan cezaevinden çıktıktan sonra, politikada kariyer yapmak için halk yığınları içinde tanınmanın gerekliliğini kavramış ve kendisine yakın gördüğü CHP’de aktif politika yapmaya karar vermişti. Derik’te önde gelen parti örgütleri güçlü aşiretler arasında paylaşıldığı için şansını Diyarbakır seçim çevresinde denemeyi uygun bulmuştu. Bu amaçla pek çok akrabasının bulunduğu Çınar ilçesinde kayıt yaptırarak CHP’ye üye oldu. Diyarbakır Merkezinde bulunan Derikli hemşehrilerinin de desteğini alacağını umuyordu. ancak, Diyarbakır’da da parti örgütlerinde aynı sosyal güçler egemendi. CHP’deki hizmet yerleri ve adaylıklar, partili ağalarla para babaları arasında paylaşıldığı için Edip Karahan’ın Diyarbakır‘da da şansı yoktu. Bir süre katıldığı parti etkinliklerinin verimli olmadığını anlamış ve İstanbul’a dönmüştü. Burada, hem eksik kalan üniversite eğitimini tamamlayacak hem de yeniden ulusal demokratik haklar için, yayın yoluyla, mücadele edecekti.

Bu kez şansı yaver gitmedi, yaşamın gadrına uğradı. 1976 yılında yaşamının en verimli çağında, 46 yaşında, aniden gelen bir enfarktüs krizi ile yaşama veda etti.

Derik’te kurulan taziyesine Diyarbakır TİP örgütünden bir heyetle katılarak ona karşı son görevimi yerine getirdim.

Edip Karahan Kürt aydınlanma hareketinin renkli simalarından biri olarak her zaman iyi duygularla anılacaktır.

Toprağı bol olsun.

İstanbul
23.12.1997

 

                                                                                          

 © COPYRIGHT 2004 Enwer Karahan