Başkanlık Divanına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

 



 

Edip Ağabey için          

 

Şeref Yıldız 

 

Herkes için geçerli. Yıllar sonra bir tanıdığın ardından oturup yazmak zor iş.  Edip ağabey erken ayrılanlardan. Daha yeni başlamışken, yapacağı epey iş varken,veda etmeden sevdiklerine çekip gitti. O alacaklı, bizden ve hayattan. Zorlanacağımı bilmeme rağmen  bu mert insan için birkaç satırda olsa yazmaya hayır diyemedim.

 

Edip Karahan´ı ilk 1964´te tanıdım. TİP Eminönü ilçe başkanıydı. Yanılmıyorsam kısa bir süre sonra başkanlığı bıraktı.   Ancak o ilçede yıllarca konuşuldu. Sert davranışlarından şikayetçi olanlarda içinde; Kürt meselesinin kendi meseleleri olduğunu ondan öğrenmişlerdi. Türk ve Kürt halkının işbirliği fikrini ilçede o işlemişti. Problemin Türkiye problemi olduğunu, Kürtlerin ayrı bir halk olarak kendi kaderine sahip olma hakkının olduğunu ilk o anlatmıştı, TİP Eminönü ilçe üyelerine!...

 

Bizden öncekiler anlatırdı; Diyarbakırda bir köylü pazarda kürtçe konuştuğu için o dönemin işgüzarlari tarafından şikayet ediliyor. Cezası 2,5 lira. O günler için ise yarar bir meblağ. Kürt köylüsü mahkemeye çıkarılıyor, yanında kürtçe bilen bir tercümanla. Yargıcın sorduğu sorulara kürt köylüsü cevap vermiyor. Yargıc durumu zorluyor. Sonunda gerçek anlaşılıyor. Adamcağız konuşmaktan korkuyor. Çünkü bir kez konuştuğu için 2,5 lira ceza durumunda, ikinci kez konuşursa bu ceza ikiye katlanacak. Halbuki o 2,5 lira yi ödeyecek durumda değil!...

 

Edip Karahan kuşağı böyle bir ortamda buyudu. Bizler gibi kendinden öncekilerden dinlemedi, aksine yaşadı. Jandarmanın ve vergi tahsildarlarının ( kolcu!) saldığı korkuyu gördü. Kürt ayaklanmalarının ardından başlayan baskıyı, kürt insanının yoksulluğunutum sıcaklığıyla yaşadı. Mardinin Kızıltepe ilçesinden Istanbul universitesinde okuma fırsatibulduğunda, baskı ve yoksulluğun kavurduğu kırsal bir bölgeden, Türkiye`nin kalbi aydınlanma merkezi bir kente gelmişti. Aradaki çağ farkını gördü. Kentin aydın ileri yaşamından etkilendi. Burda sürgün ailelerinin çocuklarıyla tanıştı. Sürgün ailelerin yaşadıkları zorlukları bizzat onların çocuklarından dinledi. Duygu ve düşüncelerini öğrendi. İşte  Edip Karahan´ın yaşam çizgisini bu gerçeğe onun insan yüreğinin verdiği yanıt belirledi.

 

Onun Hukuk Fakültesinde okuma imkanı bulduğu yıllarda bu “altın” bir fırsat sayılırdı. Avukatlık mesleği para ve kariyer açısından bir nimet idi!... Siyaseti seçmek istiyenler için parlamentonun yolu hali (!) döşeliydi... Ancak o halkının ekmek ve özgürlük mücadelesine katılmayı seçti.

 

Kürt aydınlarının özgürlük mücadelesinde aktifleştikleri  ( ki buna ikinci dönem demek yanlış olmaz)1960´ların başında Edip ağabeyide görüyoruz.  O, 1950´li yıllarda sesini yükseltmeye başlıyan sayılı birkaç kişiden biridir. Bir anlamda bu dönemin öncü aydınlarındandır. Bu hareketin karakterini belirleyen iki temel farklılık vardır, 1900´ların ilk çeyreğindeki Kürt hareketinden birincisi; Özgürlük mücadelesini Türk halkıyla birlikte verilmesi gerektiğine dair düşünceleri. Ikincisi ; Bu hareketin marksist karakteri. Yani onlar özgürlük mücadelesine, yoksulların iş ve ekmek talebiyle yeni boyut kattılar. TİP´te ağırlığı olan ve sesleri duyulan bir kürt kanat oluşturdular.  Edip Karahan bu ekibin içinde dobra ve risk almaktan çekinmeyen, örgütlü çabanın değerini bilen ama çerçevesine sığmayan kuraldışi bir karakter. Bir yalnız adam. 1957´de ilk hapishaneyle tanışmayla başlıyan, 1963´te Dicle-Fırat’ı çıkarırken, 64´te Tip üyesiykende DDKO davasında yargılanırkende o yalnız, kabına sığmıyan, kimseye pek uymayan dobra adamdır. Bir anlamda o bir şövalye. Mücadelenin el yordamıyla yol aldığı bir dönemin şövalyesi O.

 

Bizim kuşak onlardan öğrendi. Bugün birşeyler varsa eğer ilk adımı atanların payını unutmamak yaşıyanların görevi olsa gerek.

 

Edip Karahan´ın kuşağını tanımış olmak, yaşamımda hep bir ayrıcalık gibi gelmiştir. Yani bir şans gibi. Sıfırdan ise başlamanın zorluğunu, sınama-yanılma yoluyla öğrenmenin anlamını onların yaşamında görebilirsiniz. Bir kürtçe sözcük yüzünden hapislerde yatmanın neden yiğit bir yürek istediğini yine onların hayatından öğrenebilirsiniz.

 

İyiki tanımışım Edip ağabeyi. Toprağı bol olsun. Sevgi ve saygıyla anıyorum.

  

 

 

 

 GHT 2004 Enwer Karahan