Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Aile

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

     

                                                                                                                       

NİÇİN ÇIKIYORUZ?

 

Doğu, yüzyıllardan beri ihmal edilmiş, bu ihmal neticesinde bir mahrumiyet bölgesi haline gelmiştir. Bu ihmal, Cumhuriyet devrinde de devam etmiştir. Hangi partiye mensup olursa olsun gelmiş geçmiş bütün politikacılar, Doğu halkını ve aydınlarını sindirmek için Doğu’yu, sistemli ve maksatlı olarak Türk ve Dünya efkârına taassup, cehalet ve medeniyet düşmanı bir yer gibi göstermişlerdir. Feodal düzenin artıkları olan ağalık ve şeyhlik müesseseleri sanki yalnız doğuya has bir şeymiş gibi ileri sürülmüş ve bu hususta sistemli bir propaganda yürütülmüştür. Milli eğitim bütçesinin büyük bir kısmını yiyen batının gelişmiş şehirlerinde hatta Türkiyenin ekonomi ve kültür merkezi olan İstanbul’da bile türlü tarikat faaliyetleri alıp yürüdüğü ve açık ayinler tertiplendiği meydanda iken yalnız Doğu’daki şeyhleri ileri sürmek haksızlık olmaz mı? Ağalığa gelince bir tek Adanalı Hacı Ömer Ağa, Doğu’yu bütün ağaları ve şeyhleriyle birlikte satın alabilir. Millî mücadelede cereyan eden birçok hadiseler gözönüne alınırsa kolaylıkla kabul edileceği gibi batıda ve diğer yerlerde büyük irtica hadiseleri vuku bulmuştur. Tek dereceli seçim ve demokrasi denemelerine geçildiği 1945 yılından bu yana, bütün seçimlerde Doğu halkı demokratik hak ve hürriyetlerin en hararetli müdafaacısı olduğunu göstermiştir. Demokratik hak ve hürriyetler için açılan bu mücadelelerin başladığı sıralarda demokratik hareketin FIRAT’tan öteye geçmesini türlü demagojilerle büyük bir tehlikeymiş gibi göstermeğe çalışarak Doğu halkını siyasi haklarından mahrum etmeğe çalışan dar kafalı politikacıları Doğu halkı her seçimde reyini en isabetli şekilde kullanarak yalanlamış, tehlike iddialarını boşa çıkartmış ve demokratik mücadelenin en karanlık günlerinde sağ duyusu, tarihi tecrübeleri ve içinde bulunduğu hayat şartlarının ilham ettiği hareketleriyle demokrasinin hakiki kalesi olduğnu göstermiştir.

Doğu halkı gerek bu devredeki mücadeleleri gerekse tarihimizin daha önceki devrelerine kadar kök salan çırpınmalarına rağmen, tarihimizde hiç bir yenilik hareketi Doğu’nun mâkus talihini değiştirmemiştir. Doğunun can ü gönülden desteklediği ve ümit bağladığı Milli Birlik idaresinden de bize, Doğu’lulardan meydana getirilen Sivas kampı, Güney-Doğu’daki fakir fukaranın kafalarını, kol ve bacaklarını kapan mayın tarlalarıyla, 55’ler meselesi hatıra kaldı. Doğulu her yerde ve her zaman sivil ve resmi kimselerden hakaret görmüş, bu kötü zihniyet askerlik ocağına bile sirayet ettirilmeğe çalışılmıştır. Doğu halkı yüzyıllar boyunca ancak vergi ve askerlik hizmeti dolayısıyla hatırlanmıştır. Doğu’nun namuslu evlâtları bu durumlara karşı sesini yükseltince hemen hakikatle ilgisi olmayan “bölgeci”, “ayırıcı” tehditleriyle susturulmaya çalışılmış ve çoğu kere susturulmuştur. Oysa gelmiş gemiş politikacıların yukarıda belirttiğimiz tutum ve hareketleri”“ayırıcı” lığın tipik örnekleri olmuştur. Doğulu aydın Doğu’nun kalkınmasını isteyince gene aynı terane tutturulmuş, “bölgeci” ve “ayırıcı” tehditleri tekrarlanmıştır. Anadolunun diğer bölgelerinin kalkınmasını istemek bölgecilik olmuyor da Doğu’nun kalkınmasını istemek “bölgecilik” oluyor. Bunun takdirini Doğu’lu Batı’lı farkı gözetilmeksizin bütün sağ duyulu vatandaşlarımıza bırakıyoruz. Doğu’lu, politikacıların bu ayırıcı tutumları yüzünden susmak mecburiyetinde kalmış ve meselelerinin halini Doğu’yu tanımayan, Doğu gerçeğini tanımak istemeyen, her şeyi jandarma dipçiğiyle halletmeğe alışkın politikacılardan beklemiş, tabii ki, bu bekleyişin sonu hayal kırıklığı olmuştur.

Gazetemiz bu hayal kırıklığının bir neticesi olarak çıkmaktadır. Gazetemizin ilk işi, Doğu’nun kültürel ve ekonomik kalkınması için çalışmak ve bu yolda görülebilecek fikir ayrılıklarını gidermek, birleştirmek olacaktır.

Gazetemiz hangi sosyal tabakadan gelirse gelsin (esnaf, tüccar, ağa, ırgat, işçi v.s) Doğu’nun kalkınmasına yürekten taraftar olan bütün Doğu’lu vatandaşlara gençlere açık olacaktır. Böylece sağlam ve mütecanis bir görüşün ortaya çıkmasına ve yayılmasına gayret edilecektir.

Bu gazete, parti politikası yapmıyacak, bütün partiler karşısında objektif ve tarafsız kalacaktır. Ancak şunu da ifade edelim ki, tarafsızlık, objektiflik, partilerin ilerici veya gerici tutum ve görüşleri karşısında pasif kalmak demek değildir. Gazetemiz, memleket ve Doğu’nun hayrına olan fikirleri destekleyecek, aksine fikirlerle mücadele edecektir.

Amacımız, sevgi ve saygıya dayanan bir birlik ruhu içinde, Doğu’nun kültürel ve ekonomik kalkınmasını bir memleket davası olarak benimsetmeğe çalışmak olacaktır.

İçinde bulunduğumuz zaman, kanuni, hukuki bir teminatı olmasa da nisbi fiili bir hürriyet çağı olarak adlandırılabilir. Bu, kısmen hükümet başkanının her zaman insanların baskıyla idare edilemeyeceği hakkında tecrübelerle edindiği kanaatten olmalı kısmen de halkımızın tecrübelerle edindiği uyanık hürriyet şuurundan gelmektedir.

Gazetemiz, Doğu’nun gerçek kalkınmasının başlıca engellerinden biri olduğuna inandığımız antidemokratik kanunların kaldırılması mücadelesini de destekleyecektir.

Edip Osmanoğlu

Dicle-Fırat

Yıl:1 , Sayı 1

1 Ekim 1962


 

 © COPYRIGHT 2004 Enwer Karahan