|
Divan Başkalığına Hoş Geldiniz
|
|
KIRILAN POTLAR Edip KARAHAN Sayın Niyazi Berkes’in alaka bahş bir seri yazısı -Yön Gazetesi’nde yayınlandı. Her münevver- Türkiyede münevverlik mefhumu ucuz bir meta derekesine düştüğü için kendimizi münevverler arasında göstermekle övünmüş olmuyoruz- gibi biz de bu yazıları dikkat ve tecessüsle takip ettik. Böylece bir sonraki yazıları adeta artan bir tansiyonla bekledik. Daha sonra yazılar öyle bir istikamet aldı ki artık bekleneni ummak abes bir vaziyet iktisap eder oldu. Bunun üzerine Dicle-Fırat’ta “BIRAKILAN BOŞLUKLAR veya EKSİK NOKTALAR” başlıklı biryazı yayınlamayı düşündük. Buna rağmen ne olur ne olmaz düşüncesiyle tamamen ümidimizi kaybetmedik. Artık biz, mühim bir meselenin sükûtla geçiştirileceğine kanaat getirmiş gibiyken sayın sosyoloğumuz kapanış yazısında beklenmedik bir gafla karşımıza çıktı. Bunun için yazımıza, KIRILAN POTLAR başlığını seçtik. (Sayın Nizayi herkes, kapanış yazısını nbir yerinde aynen şöyle diyordu: “Türk toplumu korkunç din, dil, ırk, kast, prensler, racalar, nuwaplar vs. gibi imtiyazlı zümreler kabile aşiret gibi bölünmelerine uğramış bir yapı değildi” Sayın sosyolog, yukarıdaki mefhum ve müesseseleri milletleşmeye, modern toplum olmaya bir kelimeyle medenileşmeye alışılagelen tabirle uygarlaşmaya aykırı görüyor ve kanaatince bunları taşımayan Türk toplumu bu ve buna benzer kolaylıklar, avantajlar dolayısıyla pek çabuk uygarlaşabileceği halde uygarlaşmamış muassırlaşamamıştır. Sayın Niyazi Berkes yazılarında, sık sık her memleketi kendi şartları içinde mütalâa etmek zaruretine işaret ediyordu. Sayın Niyazi Berkes’in yazılarına hakim metod sosyalist metottu. Yazıları iki yüzyıldan beri Osmanlı imparatorluğu’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nde cereyan eden sınıflar arası mücadeleleri veciz bir şekilde anlatıyordu. O gün de bugün de elbette Türkiye ile Hindistan arasında mahalli farklar vardı, vardır. Zıtlaşma-dil hariç: çünkü dil sınıfı karakter taşımaz, dili daha geniş bir zaviyeden incelemek gerekir. Yazının hacmı ve ölçüsü dahilinde bundan bahs edilecektir, esas ‘tema’mız da budur.- Hindistan’a nazaran bizde daha hafif olabilir. Ama bu hal, her toplum; bünyesinde sınıflar ihtiva eder kaidesini bozmaz, bozamaz, aski halde aynı tezi ihtiva eden yazılar boşlukta kalır. Sütunumuz tahlili geniş tutmaya- esasen yazımız bu seri yazının kritiği şekilde kaleme alınmamıştır. Böyle bir kritik lazımdır kanaatindeyiz- elverişli olmadığı için Sayın Niyazi Berkes’in dil hakkındaki fikirlerine geçelim. Sayın Niyazi Berkes’in de tek şef, tek parti devrinden miras kalan tek ırk, tek dil nazariyesini benimsemesi kelimenin tam manasıyle teessüfe şayandır. Ahlakı ve kültürü ile haklı bir şöhret kazanmış bulunan sayın sosyologumuz dan bu derece hazin bir pot kırmak beklenemezdi. 27 Mayıs’tan bu yana hazır, Sayın Ahmet Hamdi Başak tarafından doğu meselesi aktüel bir hale getirilmiş iken fakat buna rağmen sözde münevverler halâ bu konuya temas etmekten kaçınırlarken Sayın Berkes’in bu konuyu sükütla geçiştirmesini dahi bir kaçış kabul ederken bilakis meseleye ışık getirmesi beklenirken bütün bunlar bir yana meseleye üstelik bir de kambur ilâve etmesi affedilmez bir hata teşkil eder. Sayın Niyazi Berkes’in Türkiye’de dil farklılıklarının varlığını ve muhtelif memleketlerin, muhtelif din, dil, ırk çeşitlilikleriyle kelimenin tam manasıyle modern milletleşme, milliyetleşme, medenileşme örnekleri verdiklerini bilmemesine imkân var mıdır, buna nasıl imkan tasavvur edilebilir, bilemiyoruz? Hiçbir mefhum ve müessese mutlak manada kötü veya iyi mütalaa edilemez. Bu tamamiyle tarihi bir perspektif ve atitüt meselesidir. Sayın Berkes’ten bu hususta tavzih beklemek hakkımızdır herhalde. Yok eğer mesele tavzih meselesi değilse, mesele bir dil sürçmesi değilse sayın Berkes gibi bir şahsiyetle bu meseleyi açık tartışmaktan büyük zevk duyacağız. Not: Şimdiye kadar Dicle-Fırat başyazılarını Edip Osmanoğlu imzasıyla yazdık. Osman, Mahmudan aşiretinin tanınmış müteveffa simalarından biridir. Bundan böyle yazılarımız Edip Karahan imzasıyla yayınlanacaktır. Edip Karahan Dicle-Fırat Yıl: 1, Sayı: 8 14 Mayıs 1963
|
|