Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

                                                                                                                           
     

 

 

KARARLI BİR ANTİEMPERYALİST MÜCADELENİN ŞARTLARI

 

Kararlı bir antiemperyalist mücadelenin şartları ikidir:

1 - İç güçlere önderlik eden büyük gücün müttefik güçlere serbestçe serilip serpilme, gelişme imkanları tanıması gerekir. Bu sosyal güçlerin kendi görüşlerini rahatlıkla yayma ve örgütlenme hakkıdır. Bu konuda önder güç diğer müttefik güçlerin propaganda ve örgütlenme haklarını kaldırmamaktan başka kısıtlamamayı ve sınırlamamayı içerir. Antiemperyalist olduğunu iddia eden bir hareket bu kurallara uymuyorsa o hareket gerçek anlamda bir antiemperyalist hareket sayılamaz.

2 - İkinci şart da bu hareketin antiemperyalist niteliğinin reformcu olmayıp; devrimci olmasıdır. Bu iki şart olmadıkça eninde sonunda bu hareket içeride faşizmi kuracak ve emperyalizmle uzlaşmaya çalışacaktır.

Ne yazık ki şimdiye dek dünyada cereyan etmiş ve eden antiemperyalist mücadelede bu konuya gereken ağırlık verilmemiş ve bundan insanlık açısından büyük zararlar görülmüştür. Sadece şimdiye kadar çoğunlukla dış unsura bakılmıştır. Yani sadece zikredilen iki maddeden yalnızca ikincisine bakılmış bunda da gereken duyarlılık gösterilmemiştir. Bundan ötürü şimdiye kadar cereyan eden antiemperyalist ulusal devrimci hareketlerin hiçbiri sosyalizmin nihayi aşamasına varamamıştır. Bunda şimdiye dek tek istisnai bir örnek var: Küba olayı. Bu hareketin de çeşitli özellikleri vardır. Evvela Latin Amerika halkları, Güney Doğu Asya, Orta Doğu ve Afrika halklarına nazaran daha gelişmiş üretim güçlerini ve daha gelişmiş üretim ilişkilerini sinesinde barındırır. Bu özellik öncelikle Küba için geçerlidir. Bunun sonucu olarak Küba’da kökü geçmişe dayanan bir emekçi partisi vardı. Buna ek olarak çok sayıda yoksul köylü ve bu köylünün güçlü örgütleri mevcuttu. Daha başka bir avantaj da ülkede hatırı sayılır başka bir ya da daha çok etnik zümreler yoktu. Öncü kadro daha ileriye gitmeye açıktı ve bu öncü kadro içerisinde etkili sosyalistler vardı. Amerika’nın boğucu ablukası da gözönüne alınırsa bu istisnanın doğru olduğu kendiliğinden anlaşılır. Böylelikle burjuva ya da küçük burjuva yönetimindeki antiemperyalist hareketlerin Küba istisnasından başka bir hareketin sosyalizme geçemediği kendiliğinden anlaşılır. Tabi sosyalistlerin öncülüğündeki antiemperyalist ulusal devrimlerden bahsetmiyoruz burada.

Bundan böyle dünya sosyalist hareketinin gittikçe ağırlık kazanmasından ötürü Milli hareketlerin daha da devrimci bir raya oturtulacağı umulabilir...

12 Nisan 1975, Sayı 3515