Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

     

            

                                                                                               

                                       Xaltîka Talê

 

Yeşilova’nın (Kızıltepe) Sendokli köyünde bir Xaltîka Talê (Talê Teyze) vardı.Xaltîka Talê kasabaya karpuz satmaya gelirdi. Karpuzlar kasaba ardiyesine serilirdi. Xaltîka Talê çalışkan, yaşı geçkin bir köylü kadındı. Şakacı bir mizacı vardı. Belediye çavuşu (kasabada halk belediye zabıta memurlarına bu adı vermiştir) Abdullah Saruhan’la kasabalı yaşlı kadınlarla, erkeklerle şakalaşır sohbet ederdi. Akşama doğru satılan karpuzların parasıyla bakkal Ebu Taco (Tacettin’in babası) dan alış-veriş yapar, tuz, sabun, şeker, baharat vasaire alırdı. Xaltîka Talê güç hayat şartlarına rağmen hayatından memnun görünüyordu. Kasabada kendisini tanımayan yok gibiydi.

Bir gün, Ebu Taco (Ebu Taco aynı zamanda kasabanın resmi tellalıydı) belediye çavuşu Abdullah Saruhan’ın eline verdiği resmi bir kağıttan önemli bir belediye yasağını yüksek sesle okuyarak kasaba halkına duyurmağa çalışıyordu. Gene bir “Vatandaş Türkçe konuş!” kampanyasına başlanmıştı. Ebu Taco, emrin sonunu şöyle bağladı: “Ey ahali duydum, duymadım demek yok, sonra karışmam haaa.”

Birçok köylü kadın gibi Xaltîka Talê’nin de bu yasaktan haberi yoktu. Hoş haberi olsa da ne yapabilirdi? İnsan bir günde Türkçe öğrenemezdi ya.

Ertesi gün, ardiyede karpuzlarının yanına bağdaş kurmuş köylü kadınlar, bu arada Xaltîka Talê belediye çavuşu Abdullah’ın güler yüzünü boşuna beklediler. Abdullah diğer günler köylü kadınlara takılır, onlarla şakalaşır, Kürtçe konuşurdu. O gün bütün ciddiyeti (bu şakacı adama ne olmuştu böyle?) üstündeydi. Yüzü asık, kaşları çatıktı. Kürtçeden başka dil bilmiyen kadınlarla Xaltîka Talê ile durmadan Türkçe konuşuyordu. Bütün kadınlar, Xaltîka Talê’ye bu ne hal? bu ne tebeddülat? der gibi bakıyorlardı. Xaltîka Talê onların akıl hocası durumundaydı. Xaltîka Talê’nin nihayet sabrı taştı, kürtçe olarak şunları söyledi: “Law Abdulla, çira tu na peyivi bi kurmancî îro?” Abdullah evlâdım, niçin bugün Kürtçe konuşmuyorsun?). “çima tu wer bi hırsi îro lawkêmin?” (Evlatçığım, bugün niçin böyle kızgınsın). Belediye çavuşu hiddet dolu bir sesle: “Türkçe konuş” diye cevap veriyor, ve Xaltîka Talê’ye Kürtçe konuştuğu içinde ceza kesiyordu. Xaltîka Talê ceza sözünü duyar duymaz yeniden Kürtçe olarak yakınıyor bu vaziyet cezayı daha da arttırıyordu.

Xaltîka Talê akşama doğru Ebu Taco dan alış-veriş yapamadı. Satılan karpuzlar ceza parasını karşılıyamamış üstelik Xaltîka Talê belediyeye borçlu kalmıştı. Xaltîka Talê üzüntülü ve dolu gözlerle eşeğini önüne katarak köyüne gitti. Daha sonraki günler bu karışıklığın önünü almak için belediye ücretini pazara gelen köylüler ödemek üzere bir tercüman tayin etti. Küylüler bu vaziyetten memnun oldular. Sonra, sonra her zaman olduğu gibi bu iş te tavsadı. Tercümanın da vazifesine son verildi. Köylü kadınlar yeniden aracısız olarak çavuşlarıyla başbaşa kaldılar. Buna çok, çok daha sevinmişlerdi.

Kızıltepe, Orta mahalleden

Reşo

Dicle-Fırat

Yıl 1, Sayı 2

1 Kasım 1962

 © COPYRIGHT 2004 Enwer Karahan