Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

     

            

                       

          DÎNÊ Û DÎNO

 

 Mardin’in Derik kazasında Şêxo adında bir delikanlı vardı. Delikanlı erkek güzeliydi. Boyu uzun, kaşları gür ve siyahtı. İpince bir delikanlıydı. Bıyıkları yeni terlemişti. Siyah ceket ve beyaz, uzun entari giyerdi. Kasketi daima sağa doğru eğikti. Elinde Suriye malı sapı sarı bir kırbaç bulunurdu. Tütüne yeni alışmıştı. Babasının ismi Heseno idi. Anasının ismiyse Xêrya idi. Ailenin tek çocuğu idi Şêxo. Bu aile yer yüzünde tek bir dikili ağaca sahip değildi. Şêxo’nun ana babası yazın Mıxat köyüne giderlerdi. Annesi Xêrya “liqat dikir” babası Heseno “paleyî dikir” “Lixat dikir” başak toplamak “paleyî dikir”orak biçmek manasına gelir kürtçede) Böylece karı koca kışa hazırlanırlardı. Şexo’da yazın boş durmuyor kışlık odunu temin için yazdan ormana oduna giderdi. Odunun fazlasını sigara öte beri almak için satardı.

Aynı kazada yani Derikte Edûlê isminde bir kız vardı. Edûlê’nin güzelliği dillere destan olmuştu. Edulê, güzel olmayan zengin çocuklarına metelik vermezdi. Güzelliğine mağrurdu. Baba ve annesinin bütün zorlamalarına rağmen hoşuna gitmeyen zengin çocuklarına varmamak için direnir bütün gücünü kullanırdı. Bazan ailenin zorlamalarına dayanmaz isyan ederdi. “Wana dewletîni, ejî xuweşikim. Ez xuwe nafroşim bi pera” Yukarıdaki ibare kürtçede (Onlar zenginse ben de güzelim. Güzelliğimi paraya satmam demektir)/ Edulê’nin ana ve babası bazan deriğin Şerbê köyüne gider biri başak toplar diğeri orağa giderdi. Bazan da Derikte kalıp zeytin taneleri toplarlardı. Edulê, bu zamanlarda ev işleri yapar küçükkız kardeşi Xecê’nin bakımına kendisini verirdi. Edulê’nin babasının ismi İsmailo, anasının ismi Bêkesê’idi. Günlerden birgün allahın işi bu ya Edulê ile Şêxo yüzyüze gözgöze geldiler. “Kanya Güzê” de. Şêxo, o günler oduna gitmiyordu. Şêxo Edulê’yi görür görmez gönül kaptırdı. Allah bilir ya Edulê’de Şêxo’yu sevdi. Şêxo laf attı Edulê’ye “Xwedê çıma tü wer xuweşik aniyi dunyayê” (Allah niçin seni bu kadar güzel yaratmış) “Ez dibêm belkî ji bo dilê me feqîra bi şewitîni rebilâlemîn tu anî dünyayê (zannediyorum biz fakirlerin gönlünü yakmak için allah seni yarattı). Edulê bir ara cevap verir gibi olduysa da cevap vermeyi gururuna yediremeyerek hızlanıp geçti. Burada Derik’in bir adatinden bahsedelim: Derikte “Kanya güzê” vardır. “Kanya Güzê” ceviz pınar demektir. Derik’in kızları günde iki defa bu pınardan su almaya giderler: Biri sabah diğeri akşam üstü. Mahallenin bekârları yol üstündeki kahvelerde yazın kahvelerin önünde kışın kahvelerin içinde kapıya yakın yerlerde oturarak gelen kızları seyr ederler. İşte böyle bir günde Şêxo, Edulê’yi gördü ve aşık oldu. Bu suya gitmeler adeta bekâr genç kız ve erkeklerin bir birlerini görme, tanıma ve sevme sergisi mahiyetindedir. Sevme, tabii uzaktan uzağa olmaktadır. Fakat bu mana ve mefhum okadar incelmiş okadar kamufle bir vaziyet almış ki kazada uzun müddet oturmayanlar bunu anlayamazlar. Suya gitmek okadar tabii cereyan eder ki böyle birşey düşünen fikrini izhar ederse aklından zoru var töhmeti altında kalır. Şêxo, bundan böyle oduna gitmekten de vazgeçerek büsbütün yol üstündeki kahveye dadandı. Şêxo, bir gün çok uzaktan Edulê’yi takip etti. Edulê’ye dar ve tenha bir sokakta epey yaklaşarak gene laf attı: “Lê kafirê lê bê bavê bibêji ezê ji derdê eşqate çer bikim. Zû li mi vegerîni hingî kes em nedîn” (Kafirin kızı, ne sebi gayri sahih kız söyle içimi yakan aşkının elinden ne yapayım? Cevap ver kimseler bizi görmeden).

Edulê, aşkını yenemeyip kızlık gururunu ayaklar altına alarak cevap verdi “Lo dermanê dilêmi ejî ji te hez dikim le çi tê ji destêmi. Dûr heri xelkê me bivîni. Roja sêşemê wexta esrî li hinda (dara mahmûda) li ben da mi bi ezê bêm qirşika” (Ey aşkımın ilacı güzel çocuk ben de seni seviyorum ama elden ne gelir. Acele uzaklaş bizi gören olur. Salı günü ikindiye doğru beni “dara mahmud” a mevkiinde bekle. Çalı çırpı toplamaya geleceğim.) Artık Edulê  ve Şêxo’nun aşkı derikte iyiden iyiye çalkalanmaya başladı. Herkes her yerde onlardan bahs eder oldu. Şêxo öyle bir zaman geldi ki kazanın adetlerini açıktan açığa çiğnemeye başladı. Şêxo hep Edulê’nin evinin bulunduğu semtte dolaşırdı. Mahallenin bekçileri Şemso ve çuço kardeşler bazı geceler Şêxo’yu yakalamak isterler bu yüzden gece yarıları kazada arbedeler olurdu. Edulê bir zaman için yolunu değiştirdi. “Kanya bıçuk” e su almaya gitmeye başladı. “Kanya bıçuk” küçük pınar demektir. Çok geçmeden bu semt de dedikodularla çalkanmaya başladı. Şêxo ve Edulê “kanya biçuk” ta da dikiş tutturamayınca yeni bir tebdili mekân manevrasına giriştiler. Edulê’nin Derik’in gap mevkiinde teyzesi vardı. Teyzesinin kocası bahçe sahibi Ahmedê Mıhedin bahçesinde cenandı. Cenan bahçe yarıcılığı demektir. Gap mevkiinde “Şıkefta gabê” diye bir mağara vardır. Şêxo artık postu bu mağaraya serdi. Çok geçmeden burası da onlara mekan olamadı. Artık Şêxo’un Edulê’yi kaçırmasından başka çare kalmadı. Sanki halk şair ve türkücüleri derik halkıyla beraber onları adım adım takip etmiş gibi günün birinde bir türkü Derikte ağızdan düşmez oldu. Bu diyalok biçiminde bir türküdür. Bu türkü Şêxo’nun Edulê’yi kaçırma arzusunu ve Edulê’nin de çaresizliğini dile getirmektedir. Deriğin Leyla ve Mecnun’unu dile getiren türküyü aşağıya alalım:

 

Dînê û Dîno

 

Weri Dînê Dînê xayinê dînê       Lolo lo dîno zalimo dîno

Keçê dinê weri vê sibehê         Çukas zeman heyi dîno

Emê hevdû birevînîn               Mehella jêrîn mehella jorîn

Emê xuwe bavîn bext û ûcaxê  Giştik bahsa min û te dikirin

Bavê menduh mêrê çêyi          Diyamin bavêmin nobet girtin li ber derî

Belkî ewê dawame çêki           Ez hêsîrim ez hefsîmi

Bê rüşvet û bê bertîli              Ez nikarim derkevim pêş derî

 

Türkçesi

 

Deli Kız Deli Oğlan

Deli deli kız, hayin kız. Gel bu sabah beraber kaçalım. Memduhun babasına dehalet edelim. Memduhun babsası iyi adamdır. Belki işimizi rüşvetsiz yapar. (Şimdi kız cevap veriyor/ deli dedi oğlan, kaç zaman var ki dedikodumuz aşağı ve yukarı mahallelerde çalkalanmaktadır. Kaçacağımız rivayetleri dolaşmaktadır. Bu yüzden adeta babam ve anam kapıda nöbet beklemektedirler. Çaresizlik içindeyim, kaçamam.

Dicle-Fırat

Yıl 1, Sayı 5

1 Şubat 1963


 © COPYRIGHT 2004 Enwer Karahan