Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

                                                                                                                           
     

GÜNÜMÜZDEKİ ÇELİŞKİLER

 

Günümüzde, başlıca dört çelişki yeryüzünde hüküm sürmektedir. Bu çelişkiler, sırasiyle şunlardır: 1 - Sosyalist Sistem-Emperyalist Sistem arasındaki çelişki. 2 - ulusal Kurtuluş Hareketleriyle Emperyalist Sistem arasındaki çelişki. 3 - Emperyalist devletlerin kendi aralarında sürüp giden çelişki. 4 - Emperyalist Kapitalist ülkelerdeki işçi sınıflarının, kendi emperyalist egemen güçleriyle mücadele biçiminde belirlenen çelişki...

1848’den 1871’e kadar, dördüncü çelişki oldukça yoğun ve yeğin biçimde kendisini Batı Avrupa’da duyurmuştur. Daha sonra bu çeliki Avrupa’da bir nebze gevşiyor. Fakat bu çelişkinin yirminci yüzyılın başında Doğu Avrupa’ya sıçrandığına tanık olunmaktadır. Aynı zamanda üçüncü çelişkinin de yeğinlik kazandığı gözlemlenmektedir. Zaten bu dönemde, birinci ve ikinci çelişkiler henüz doğamamıştır. 1905 ile 1917 arasında dördüncü çelişki Rusya’da büyük güç kazanıyor. 1905 başarısızlığından sonra Rusya’da işçi sınıfı mücadelesinin, 1971’deki Fransız işçi sınıfı mücadelesinde olduğu gibi, bir gerileme başlar. Daha sonra Rusya’daki işçi sınıfı savaşının yine kabardığı görülür. Gittikçe kabaran devrimci dalga, çarlığın düşmesi ve kısa dönemli burjuva demokratik devrimiyle sonuçlanır. Burjuva demokratik devrimi, 1917 Martından 1917 Ekimine kadar sürer. 1917 büyük Ekim devrimiyle yepyeni ve yukarıda birinci sıraya aldığımız çelişki doğar: Sosyalist Sistem-Emperyalist Sistem arasındaki çelişki. Yukarıda değinildiği gibi, dördüncü çelişki gelişirken, üçüncü çelişki de gelişmesini sürdürür. Gerçekten 19. yüzyılın sonundan 1914-1918’e hatta 1939-1945’e dek sözü geçen çelişki, bütün görkemliğiyle süregelmiştir...

1917 Ekim devriminden sonra yer yer Ulusal Kurtuluş Hareketleri de başlamıştır. Hatta bu hareketlerin bazıları 1917’den önce bile başlamıştır: Portekiz devrimiyle 1908 İttihat ve Terekki Partisi öncülüğündeki burjuva devrimi 1917’den sonraki hareketlerse şunlardır: Anadolu ulusal Kurtuluş Hareketi, İran, Çin ve Hindistan’daki Ulusal Hareketler. Ama Yukarıda ikinci çelişki kategorisine koyduğumuz bu hareketlerin “altın çağı” 1946 sonrasında görülmeye başlar. 1945-1949 aynı zamanda Sosyalist Sistemin de parlak çağıdır. Yeni doğan iki çelişki de hemen hemen paralel bir biçimde hızla gelişir. Fakat ulusal Kurtuluş Hareketleri gittikçe tozu dumana katarak gelişmesini sürdürür ve öyle bir zaman gelir ki; nerdeyse uluslararası arenada birinci çelişki durumuna geçer. Özellikle 1950’den sonra büyük bir hız kazanır, sözü geçen Ulusal Kurtuluş Hareketleri. Bu Ulusal Kurtuluş Hareketleri, son zamanlarda Vietnam, Kamboçya ve Laos’ta gözlemlenen çarpıcı olaylarla en parlak doruk noktasına vardı. Fakat Çin, Kuzey Kore, Vietnam, Kamboçya ve Laos Ulusal Devrim Hareketleri işçi sınıfının öncülüğünde geliştikleri için başta ikinci çelişkinin içinde yer aldıkları halde savaş bitince birinci çelişki içerisinde yerlerini aldılar. Bundan ötürü Sosyalist Sitemin önem ve ağırlığı daha da arttı.

Günümüzde denebilir ki; bu dört çelişkiden biri yani Sosyalist Sistemle Emperyalist Sistem arasında gelişen çelişki ön plana çıkmış bulunmaktadır. Çünkü Ulusal Kurtuluş Hareketlerinin emperyalizme karşı verdikleri savaşlar, artık yalnız Ulusal devletlerin kurulmasıyle sonuçlanmıyor, sosyalist devletlerin kurulmasıyle de sonuçlanıyor. Ulusal Kurtuluş hareketlerinden doğan sosyalist devlet örneğine Küba’yı da katmak gerekir. Küba ulusal devrim Hareketi, Burjuvazinin, daha doğrusu küçükburjuvazinin öncülüğünde gelişip serpildiği halde ilk istisna olarak bundan sosyalist devlet doğdu. Sanıyorum ki burjuvazinin önderliğinde gelişip sosyalist devletin kurulmasiyle sonuçlanan ilk örnektir Küba. Çünkü şimdiye kadar burjuva ya da küçük burjuva öncülüğünde başlayıp başarıya ulaşan ulusal hareketlerin çoğu bir süre sonra gene emperyalizmle bütünleşmeye yönelmektedirler. Kanımca henüz emperyalizmle bütünleşmemiş bulunan günümüz ulusal devletleri de eni konu bu yola gireceklerdir. Zira burjuvazinin sosyalizmi kuramayacağı bilimsel bir gerçeklik niteliği taşır. Her kanunun istisnası olduğu gibi bu kanunun da istisnası olabilir. Nitekim bir istisnanın Küba örneği olduğunu söyledim. Küba istisnasının sebeplerini başka bir yazımda açıkladığım için burada yinelemeyeceğim. Emperyalizmle kaynaşma konusuna da “Faşizm Nedir” başlağını taşıyan bir başka yazımda incelediğim için bunu da burada yinelemeyeceğim..

Günümüzde sosyalist sistem her geçen gün yeni bir devrimci mevzi kazanmakta, emperyalizm ise gitgide çöküntüye doğru yuvarlanmaktadır. Bengladeş olayı, Iraktaki Kürt hareketi, Angola’da gelişen olaylar, Endonezya’nın Doğu Timor’a saldırısı, Sahra sorunu, Irak-İran anlaşması, Mısır-İsrail anlaşması, Filistin sorunu ve Süriye’nin durumu; Kıbrıs, Portekiz, İspanya olayları vb. günümüzdeki iki sistem arasındaki çatışmanın sıcak alanlarını oluşturmaktadır. Hatta buna Arap körfezini de katmak gerekir. Ön sahnede çarpışan kahramanlardeğişik de olsa, bu durumda ciddi bir değişiklik yaratmaz sanırım. Sosyalizmin Güney-Doğu Asya’daki parlak zaferlerden büyük bir güç ve prestij kazandığı bir gerçektir. Ama birbaşka önemli gerçek de hemen hemen hepsinin gelişmemiş birer ülkeyken sosyalizme geçtikten sonra kısa denebilecek bir aradan sonra bu ülkelerin kalkınmalarını başarıya götürmeleri ve buna ek olarak Soveytelr Birliğinin gerçekleştirdiği bilimsel ve teknik alandaki çarpıcı başarıları. Sosyalist Sistemin gitgide ağırlık kazanmasının başka bir anlamı da var: Bundan böyle ulusal kurtuluş hareketlerinin öncülüğü, yavaş yavaş işçi sınıfı ya da işçi sınıfının temsilcileri olan sasyolistlere geçmesi olayı. Bu konuya da “Faşizm Nedir” adlı yazımda birazcık değinmiştim...

Diğer çelişkilerin anlamlarını yitirdiği anlatmak istemiyorum. Sosyalist Sistem Emperyalist Sistem çelişkisinin gitgide belirginleştiğini söylemek istiyorum. Yoksa emperyalist ülkelerdeki işçi sınıfının savaşı sürüyor. Emperyalistlerarası çatışmalar Amerika-Japonya-AET çatışması açık gizli sürüyor. Ulusal Kurtuluş savaşlşarı her gün emperyalizme yeni darbeler vuruyor. Ama bunların hepsi de gerçeği değiştirmeye yetmez. Bugün başlıca çelişki Sosyalist Sistem-Emperyalist Sistem çelişkisidir. Diğer çelişkiler gitgide ikinci plana düşüyor...