Divan Başkalığına Hoş Geldiniz

                                                                                                                                          

                                               


Edip Karahan

Yazıları

Savunmaları

Dicle-Fırat

Hikaye

Derik

E-Mail

 

 

 

 

 

 

 

     

                                                                                                                           
     

 

 

 

BURJUVA MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZM

 

Burjuva milliyetçi ideoloji, sosyalizm için başlıca tehlikelerden birisidir. Bu ideoloji, daha çok küçük burjuva ideolojisi maskesiyle ortaya atılır. Özellikle gelişmemiş kapitalist ülkelerde zararlı sonuçlar doğurur. Zira böyle yerlerde, proleterya partisi henüz güçlü olmadığı için, bu ideoloji parti kademelerine sızabilir. Sözü geçen ülkelerde, küçük burjuva aydınlarının geniş bir tabanları vardır.

Özellikle bu küçük burjuva örtülü, büyük burjuva ideolojisi kapitalizmin peryodik bunalım anlarında, daha çok su yüzüne çıkma fırsatını bulabilir. Bu gibi ülkelerde, normal dönemlerde burjuva iktidarları polisiya tedbirlerle sosyalizmin hakkından gelmeye çalışırlar ve çoğu zaman da bunda başarı gösterirler. Ama bunalım ya da oransal özgürlük alanlarında bu polisiye önlemleri yetmeyebilir. O zaman büyük burjuvazi, küçükburjuva ideolojisinden yararlanmaya çalışır. Bu küçük burjuva ideologlar çoğu kez anti-emperyalizm yaftasından yararlanma çabasına düşerler. Bilindiği gibi çoğunlukla bu küçük burjuva ilericiliğine küçük burjuva sosyalizmi de denir. Küçük burjuva aydınları böylece, anti-emperyalizm sloganına paralel olarak sosyalizm sözcüğünün çekiciliğinden de yararlanmaya yeltenirler. Ve bu çabalarında, amaçladıkları küçük burjuva sosyalizminin, proleter sosyalizmi olduğu izlenimini vermeye özellikle dikkat ederler...

Bu durum, çoğu kez yeni yeni proleter sosyalizmine yönelmiş bulunan iyi niyetli devrimcilerin kafalarını karıştırmaya hatta çarpıtmaya yetmektedir, yetebilmektedir. Bu nevi küçükburjuva aydınları, küçük burjuva bürokratları çoğu kez korkunç derecede demegok ve çenebazdırlar. Bunlar peryodik bunalım ya da oransal özgürlük dönemlerinde, kadro halinde (bir topluluk olarak) ortaya çıkabildikleri gibi tek tek kişiler olarak da piyasaya çıkarabilirler ve hemen yandaş kazanma çabası içerisine girerler.

Bunların bütün süslü püslü, yaldızlı, tumturaklı laflarının altında büyük burjuvazinin çıkarları yaptığı, gören gözler için açıklıkla görülebilir. Bunlar arasında proleter sosyalizmine cepheden savaşa giren dönmeler olabileceği gibi kendilerini sosyalist olarak lanse edip sosyalizmi sinsince kemirenler de bulunabilir. Hatta bunlar arasında kendilerini samimiyetle sosyalist kabul edenler de bulunabilir. Ama bu, pek birşey değiştirmez. Zira aslolan sübjektif niyet değil objektif tavırdır. Ve aslolan bu objektif tavrın davaya verdiği zarardır. Bunun için ciddi proleter sosyalistlerin çok, hele kapitalizmin sarsıntı geçirdiği bu gibi bunalım alanlarında çok çok dikkatli olmaları gerekir. Kanımca bu burjuva ajanlarına karşı en önemli önlem şudur: Proletarya partisinin yaygın değil dikey örgütlenmeye gitmesi ve bunlara karşı hiç çekinmeden, hatır ve gönüle bakmadan, tecrit olmaktan korkmadan ciddi bir ideolojik mücadeleye girişmek: Hele partinin kuruluş ve ilk gelişim anlarında bu, hayati bir görevdir. Böyle zamanlarda küçük burjuva aydınlarından tecrit olmak zararlı değil faydalıdır. Hatta küçük burjuva mülk sahiplerine karşıda bu tavır doğrudur. Ne politik bir tarikat haline dönüşmek ne de hemen acele olarak bir kitle partisi olmaya çaba göstermek...

Hiçbir zaman burjuva milliyetçiliğinin artık yenilmiş bulunduğu kanısına kapılmamalı ve ihtiyatı elden bırakmamalıdır. Küçük mülk sahiplerinin yaygın bulunduğu geri kapitalist ülkelerde, bu küçük mülk sahiplerinin kapitalizmin “üreme” alanını oluşturduğu bilinmektedir. Ancak örgütlemesini tamamlamış bulunan demir disiplinli bir proleterya partisinin bulunduğu dönemlerde bu tehlike oransal olarak azalabilir. Aksi halde tehlike sürekli olarak kapı eşiğinde bulunarak kapıyı zorlar...

Küçük burjuva aydınları ve bürokratları, bazı zamanlar gerçek tabanları olan küçük burjuva mülk sahiplerine gereken önemi vermeyip “etkili güçler”i harekete geçirmeye çalışabilirler. Ama bunda başarıya ulaşmadıkları taktirde gerçek tabanlarına yönelebilirler, yönelirler. Çünkü bundan başka çareleri kalmamıştır artık. Hatta ve hatta sağcı “etkili güçler”den bile yararlanmaya çalışabilirler. Çünkü küçük burjuva ideolojisi tutarlı olmayıp kaypaktır ve bir saat rakkası gibi sağdan sola soldan sağa çark edebilir. Gelişmiş ülkelerde küçük burjuvazi nasıl faşizmin tabanını oluşturuyorsa geri kapitalizm ülkelerde de bu taban tam ya da yarı dikta, tam ya da yarı faşizme taban olmaktadır. Kendi sınıflarını yanıltmak, çarpıtmak ve onu büyük burjuvazinin çıkarlarına hizmet eden faşizm ya da dikta rejimlerine dektekçi yapmak görevi tarihsel olarak bu kabil burjuva aydınlarına verilmiştir. Doğaldır ki sözüm işçi sınıfıyla kaynaşmış işçi sınıfı ideolojisini benimsemiş ve işçi sınıfı için savaşan küçük burjuva kökenli sosyalistlere değil. İşçi sınıfı aydınlarını hatta ideoloklarının küçük burjuva kökenden geldikleri de bir gerçektir. Aydınlık yarınlar işçi sınıfının ve işçi sınıfının önderliğinde ileriye doğru ilerleyecek olan emekçi halk yığınlarınındır.

Edip Karahan